Meğer ünlü İngiliz şarkıcı Marc Almond'un İstanbul'da geçen bir aşk şarkısı varmış: She Took My Soul In Istanbul. ("O Kadın İstanbul'da Ruhumu Aldı" diye çevirmiş olayım.)
Sağolsun, Emre Üstündağ haberdar etti de öğrendim. 6 dakikanın üzerinde, epey uzunca bir parça bu.
İlginç bir bilgi de vereyim. 1988 tarihli The Stars We Are albümünde yer alan şarkımızın bir yerinde düet yapılıyor. Albümde yer alan bilgiye göre, Marc Almond'a eşlik eden kişi Suraya Ahmed adında bir kadın.
Ve fakat aslına bakarsanız, bu, hayali bir kişilik. Marc Almond'un sesi değiştirilmiş ve kendisiyle düet yapmış. (Ekşi Sözlük'te ve şu yazının 52. yorumunda da bundan bahsediliyor.)
İşte İstanbullu şarkımız ve altında da uzuuuun sözleri.
She Took My Soul In Istanbul
Once in a night
I spent in Istanbul
I had a dream of a forbidden world
Where even angels
Fear to look upon
A place where all of love is doomed to die
Her face appeared
Through clouds of bitter wine
Sour as the morning's early hours
She took my hair
And she curled it around
Her fingers
I was but a fool for love
The scent of Turkish oils
Mixed with the harsh tobacco
In the overcrowded bar
Hashish
And cool mint in her hair
I was a fool for love
I was a fool
She sang to me
A torch song softly laced
With mysteries Arabian
It poisoned my mind
A sickness in my soul
I tried
I didn't want to hear at all
A curtain fell
Before my eyes I did
Succumb into her healing breast
She sang that song
I gave her all my soul
And my all
To the pleasures of the flesh
I cried that night
For those forsaken times
Those times when I was
Simply satisfied
I turned to dust
That night a thousand times
That night a thousand times I died inside
And through what's left
Of my sad life I hear
Her singing in the fevers of the night
Look into the mirror of my eyes
And tell me what you see
It's not your love I need
You'll see
Sorrow, tears and darkness
These are the pleasures
Beyond your dreams
I found myself
Down by the sea
A hundred years ago
When I was in my teens
And years go by
I turned into a man
My childhood trapped within the sand
I crawled through life
On broken glass through hell
It seems I wakened my desires
And woke one day
Wet with the sweat of fear
Wet with the sweat of fear
As now with you
I'll reveal your mother
Come to me
I'll take you to the safety of the womb
Tell me your secrets
Sorrow tears and darkness
Pour out your heart
Sorrow tears and darkness
You'll be a fool
A fool for love
And hell had never seemed so good
As when I lost my soul
Became a fool for love
Help me, please to find my way
Look into the mirror of my eyes
Your kiss has clouded up my mind
And tell me what you see
I was a fool, a fool for love
It's not your love I need
I cried for those forsaken times
You'll see
She took my soul in Istanbul
Sorrow tears and darkness
She left me on that night to die
These are the pleasures beyond your dreams
These are the pleasures beyond all my dreams
I am lost
Help me to find my way
Here in a world where angels fear to gaze
My love is doomed to die
Alone tonight in Istanbul
And I a fool
For
Love
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cake Boğaz'a Selam Göndermiş
9 Ekim 2010

Her Yerde Türk Var okuru Vadi Efe Cake ile ilgili Türk izi göndermiş. (Mail yazan elleri dert görmesin!)
Cake grubu İstanbul’da verdikleri konserde John McCrea Boğaz'a bayılmış. Bir sonraki albümlerinde yer alan Wheels parçasında şöyle diyor:İşte bu da şarkının Bosphorus geçen bölümü.
In a seedy karaoke bar
By the banks of the mighty Bosphorus
Is a Japanese man in a business suit
Singing "Smoke Gets in Your Eyes"
And the muscular cyborg German dudes
Dance with sexy French-Canadians
While the overweight Americans
Wear their patriotic jumpsuits
Karşınızda Ay Yıldızlı Tişörtüyle Will Oldham
28 Mayıs 2009
Will Oldham ('Bonnie 'Prince' Billy' olarak da biliniyor) Amerikalı bir şarkıcı. Diskografisine bakınca göreceksiniz, çok da üretken biri.Sanatçının 2009'da çıkardığı Beware albümünde I am Goodbye adında bir parça var.
Şarkının klibinde Oldham'ı üzerinde ay yıldızlı tişörtle görüyoruz. Hem de öyle birkaç sahnede değil, tüm klip boyunca.
İşte ay yıldızlı video klip...
Bu Türk izinden beni haberdar eden Emir Kaymakoğlu'na çok teşekkür ederim.
Tom Waits söylüyor: İstanbul'dan Telefon Geldi
31 Mart 2009
Meşhuuuur Amerikalı şarkıcı (aynı zamanda oyuncu, besteci) Tom Waits'ten süper bir şarkı: Telephone Call From IstanbulWaits'in 1987'de çıkardığı Franks Wild Year'ın B yüzündeki bir şarkı bu. Sevgilisi İstanbul'da olmalı ki, "İstanbul'dan telefon geldi, bebeğim bugün eve geliyor" diyor.
Aşağıdaki video, şarkıcının deneysel konser filmi Big Time'daki versiyonu. Albümdeki halini dinlemek isterseniz o da burada.
Klavyecinin fesli olması ise Tom Waits'in İstanbul'dan bihaber olduğunun kanıtı olsa gerek.
Şarkının sözleri:
All night long on the broken glass
livin in a medicine chest
mediteromanian hotel back
sprawled across a roll top desk
the monkey rode the blade on an
overhead fan
they paint the donkey blue if you pay
I got a telephone call from Istanbul
my baby's coming home today
will you sell me one of those if I shave my head
get me out of town is what fireball said
never trust a man in a blue trench coat
never drive a car when you're dead
Saturday's a festival
Friday's a gem
dye your hair yellow
and raise your hem
follow me to beulah's on
dry creek road
I got to wear the hat that my baby done sewed
take me down to buy a tux
on red rose bear
got to cut a hole in the day
I got a telephone call from Istanbul
my baby's coming home today
The Pogues'tan Lanetli Türk Şarkısı
28 Mart 2009
The Pogues, seksenlerin popüler gruplarından biriydi. İrlanda halk müziği ile punk rock karışımı müzik yapıyorlardı. 1982'de kurulan grup kör topal da olsa ikibinli yıllara kadar varlığını sürdürdü.
The Pogues'in 1987 yılında çıkardığı If I Should Fall from Grace with God albümünde, içinden Türkler geçen bir şarkı var: Turkish Song Of The Damned
Did you keep a watch for the dead man's wind
Did you see the woman with the comb in her hand
Wailing away on the wall on the strand
As you danced to the Turkish song of the damned
Şarkının sözlerinden neden "Turkish Song Of The Damned" diye bir isim konduğunu anlamak mümkün değil. Muhtemelen de doğrudan Türklerle ilgisi yok.
Grup, şarkının yer aldığı albüme İspanyol ve Ortadoğu müziğinden esintiler katarak hoşluk yapmış. Biz de herhalde nasibimizi işte bu Ortadoğu kısmından almışız.
"Turkish Song Of The Damned", The Pogues'in 2005 yılında çıkan Dirty Old Town: The Platinum Collection albümünde de yer almıştı.
İtalyan Çocuk Şarkı Yarışmasında Ey Özgürlük
2 Kasım 2008
İtalya'da 50 yıldır yapılan ünlü çocuk şarkı yarışması Zecchion D'oro'dan bir Türk izi.10 yaşındaki Deniz Ünel, Zülfü Livaneli'nin "Ey Özgürlük" şarkısının uyarlaması ile bu yarışmada üçüncü olmayı başarmıştı.
Annesi İtalyan, babası Türk olan Deniz'in katıldığı yarışmayı İtalyan Devlet Televizyonu Rai Uno canlı olarak yayınlamıştı.
Ayrıca şurada Deniz ve Zülfü Livaneli'nin şarkıyı NTV'de Türkçe birlikte yorumlaması var. Şurada ise Deniz şarkısını Livaneli'nin konuk olduğu Beyaz Show'da söylüyor.
Botlarıyla sevişen Türk kızı Tanya
3 Ekim 2008
The Nails seksenli yılların Amerikan müzik gruplarından biri. Çok ünlü olmasalar da müzik tarihinde bir yerleri var.Grubun en meşhur şarkısı 88 Lines about 44 Women (44 kadına dair 88 dize).
Bu aynı zamanda bir albümlerinin de ismi. Şarkının her satırında bir kadın ismi zikredilip sonra da ona ilişkin bir cümle ediliyor.
Şarkımız şöyle başlıyor:
Deborah was a Catholic girl / She held out till the bitter end Carla was a different type / She’s the one who put it in
Böyle böyle 31. satıra kadar geliyoruz. İşte bizi ilgilendiren dizeler:
Tanya Turkish liked to f*** / While wearing leather biker boots
Yani: Tanya sevişmekten hoşlanan bir Türktü / Ayaklarında motorcu deri botları varken.
Şarkının sadece bu kısmı:
Tanya adında Türk kızı olmaz, biliyorum. Ama neylersin, şarkı da aynen böyle işte.
Şarkının tamamı: (Türk kızı Tanya'nın geçtiği yer 3:32'de.)
David Bowie'den Türkçe şarkı
1 Ekim 2008
Duyun da inanmayın ama rock müziğin babalarından David Bowie'nin Yassassin (Turkish for Long Live) diye bir şarkısı var.
Evet aynen böyle: Yaşasın (Türkçe Çok Yaşa)
1979 tarihli Lodger albümünde yer alan Reggae bir şarkı bu. Hafiften Ortadoğu ezgileri de içeriyor.
Aslına bakarsanız sözlerinin bizim anladığımız Yaşasın ile ilgisi yok. Ama David Bowie'nin arkasındaki koro mütemadiyen "Yaşasın" diye bağırıyor.
Yassassin - I’m not a moody guy
Yassassin - I walk without a sound
Yassassin - Just a working man, no judge of men
Yassassin - But such a life I’ve never known
(Sözlerin tamamı)
Verdiği bir röportajdan anlıyoruz ki David Bowie, “Yaşasın Devrimci Gençlik” gibi siyasi bir slogandan hareket ederek, “Yaşasın” şarkısını yapmış. 1999′de BBC radyosunda şöyle diyor:
Şarkıyı Berlin’de yazmaya başladım, New York’ta bitirdim. “Yaşasın” lafını Berlin’de bir duvarda yazılı görmüştüm. Sözcüğü tekrarlayınca hipnotize etkisi yaratıyor. New York’taki Türk elçiliğini arayıp anlamını sordum. “Çok yaşa” demek olduğunu öğrendim. Anlamını da beğenince şarkıya koydum.
Evet aynen böyle: Yaşasın (Türkçe Çok Yaşa)1979 tarihli Lodger albümünde yer alan Reggae bir şarkı bu. Hafiften Ortadoğu ezgileri de içeriyor.
Aslına bakarsanız sözlerinin bizim anladığımız Yaşasın ile ilgisi yok. Ama David Bowie'nin arkasındaki koro mütemadiyen "Yaşasın" diye bağırıyor.
Yassassin - I’m not a moody guy
Yassassin - I walk without a sound
Yassassin - Just a working man, no judge of men
Yassassin - But such a life I’ve never known
(Sözlerin tamamı)
Videoyu göremiyorsanız buradan da (Facebook) izleyebilirsiniz.
Verdiği bir röportajdan anlıyoruz ki David Bowie, “Yaşasın Devrimci Gençlik” gibi siyasi bir slogandan hareket ederek, “Yaşasın” şarkısını yapmış. 1999′de BBC radyosunda şöyle diyor:
Şarkıyı Berlin’de yazmaya başladım, New York’ta bitirdim. “Yaşasın” lafını Berlin’de bir duvarda yazılı görmüştüm. Sözcüğü tekrarlayınca hipnotize etkisi yaratıyor. New York’taki Türk elçiliğini arayıp anlamını sordum. “Çok yaşa” demek olduğunu öğrendim. Anlamını da beğenince şarkıya koydum.
Elton John klibindeki Kahrolsun Faşizm
30 Eylül 2008
Elton John'un Nikita şarkısı için çekilen klibin girişine bakın. Askerlerin önünde yürüdüğü duvarda ne yazıyor gördünüz mü?
S'si silik ama yine de “KAHROLSUN FAŞİZM” yazısı belirgin bir şekilde okunuyor. Daha sonra klibin muhtelif yerlerinde de yazının parçaları görülüyor.
Ayrıca Elton John'un çektiği fotoğraflara baktığı yerde yazının S’si eksik değil.
Nikita, Demirperde yıllarına ait bir şarkı. Almanya o zamanlar Doğu - Batı diye ayrılmış durumda. Doğu Almanya'da sınır devriyesi olan bir kız üzerine kurulan klibi, ünlü yönetmen Ken Russell çekmiş.
Klibi Berlin Duvarı'nda çekemeyeceklerine göre bunun için film seti kurulmuş olmalı. Anlaşılan o ki, seti Berlin'deki Türk mahallesinde inşaa etmişler. Yoksa o devasa yazı ne alaka?
S'si silik ama yine de “KAHROLSUN FAŞİZM” yazısı belirgin bir şekilde okunuyor. Daha sonra klibin muhtelif yerlerinde de yazının parçaları görülüyor.
Ayrıca Elton John'un çektiği fotoğraflara baktığı yerde yazının S’si eksik değil.
Nikita, Demirperde yıllarına ait bir şarkı. Almanya o zamanlar Doğu - Batı diye ayrılmış durumda. Doğu Almanya'da sınır devriyesi olan bir kız üzerine kurulan klibi, ünlü yönetmen Ken Russell çekmiş.
Klibi Berlin Duvarı'nda çekemeyeceklerine göre bunun için film seti kurulmuş olmalı. Anlaşılan o ki, seti Berlin'deki Türk mahallesinde inşaa etmişler. Yoksa o devasa yazı ne alaka?
İstanbul Konstantinopol Değil
Nat King Cole, Elvis Presley, Dean Martin gibi klasik isimlere şarkı veren İrlandalı söz yazarı Jimmy Kennedy‘e ait bir şarkı.
Istanbul was Constantinople
Now it’s Istanbul, not Constantinople
Been a long time gone, Constantinople
Now it’s Turkish delight on a moonlit night
Türkçesi:
İstanbul Konstantinopol idi
Şimdi İstanbul, Konstantinopol değil
Uzun zaman önceydi, bitti gitti Konstantinopol
Şimdi mehtaplı bir gecede Türk lokumu
Biliyorum, bu Konstantinopol meselesinde bir parça hassasiyetimiz var. Ama şarkı kötü niyetli değil. Eğlencelik.
İstanbul’un isminin eskiden başka olduğunu söylüyor. Sonunda da, “Niye değiştiğine kimse karışamaz, Türklerin bileceği bir şey” deniliyor.
Istanbul (Not Constantinople) gün ışığına ilk kez 1953 yılında çıktı. Kanadalı grup Four Lads söyledi. Hatta albümle Altın Plak ödülü aldılar.
Şarkı tutunca cover yapan çok oldu. Sonuncusu da alternatif Rock grubu They Might Be Giants. 1990 yılında yaptıkları Istanbul (Not Constantinople) cover’ı ile hem şöhreti yakaladılar, hem de şarkının yeniden popüler olmasını sağladılar.
Istanbul (Not Constantinople) şarkısına başka yerlerde de rastlıyoruz:
Istanbul was Constantinople
Now it’s Istanbul, not Constantinople
Been a long time gone, Constantinople
Now it’s Turkish delight on a moonlit night
Türkçesi:
İstanbul Konstantinopol idi
Şimdi İstanbul, Konstantinopol değil
Uzun zaman önceydi, bitti gitti Konstantinopol
Şimdi mehtaplı bir gecede Türk lokumu
Biliyorum, bu Konstantinopol meselesinde bir parça hassasiyetimiz var. Ama şarkı kötü niyetli değil. Eğlencelik.
İstanbul’un isminin eskiden başka olduğunu söylüyor. Sonunda da, “Niye değiştiğine kimse karışamaz, Türklerin bileceği bir şey” deniliyor.
Istanbul (Not Constantinople) gün ışığına ilk kez 1953 yılında çıktı. Kanadalı grup Four Lads söyledi. Hatta albümle Altın Plak ödülü aldılar.
Şarkı tutunca cover yapan çok oldu. Sonuncusu da alternatif Rock grubu They Might Be Giants. 1990 yılında yaptıkları Istanbul (Not Constantinople) cover’ı ile hem şöhreti yakaladılar, hem de şarkının yeniden popüler olmasını sağladılar.
Istanbul (Not Constantinople) şarkısına başka yerlerde de rastlıyoruz:
- Simpsonlar’ın Mobile Homer adlı bölümünün finalinde bizim şarkı çalındı.
- Meşhur bilgisayar oyunu Dance Dance Revolution’ın XBOX için yapılan versiyonunda kullanılan şarkılardan biri de Istanbul (Not Constantinople).
- Muppet Show’un devamı niteliğindeki Muppet Tonight’ın bir bölümüne konuk olan (James Bond filmlerinden hatırlayacağınız) Pierce Brosnan programda bu şarkıyı söyledi.
- Julia Roberts’ın başrolünde oynadığı Mona Lisa Smile filminde Istanbul (Not Constantinople) şarkısı kullanıldı.
- Yale Üniversitesi’nin 1952 yılında kurulan ve halen devam ettirilen müzik grubu The Duke’s Men of Yale, her konserinin sonunda mutlaka Istanbul (Not Constantinople)’ü seslendiriyor.
- Şarkıyı cover yapanlardan biri de ünlü oyuncu, şarkıcı, komedyen Bette Midler. Şarkı, konser kayıtlarını içeren Live At Last albümünde de yer aldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
