Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pisikopat Elif Notre Dame Katedrali'nde

26 Aralık 2010
Paris'teki Notre Dame Katedrali'nden iki Türk izi. Ama bunlar gerçek anlamda iz. Ziyaretçi Türkler isimlerini katedralin taşlarına yazmışlar. 

Fotoğrafları Cenk kendi eliyle çekmiş. Her Yerde Türk Var ile paylaşma nezaketini gösterdi. Eksik olmasın.




Türklerin bıraktığı duvar izlerine şurada, şurada ve şurada da örnekler var.

Matt Efes'te ve Ortaköy Camisi'nin Önünde Dansediyor

Matt Harding Amerikalı bir oyun yazılımcısı. Destroy All Humans adında bir shoot'em-up için çalışırken, "Hayatımın 2 yılını herkesin öldürüldüğü bir oyun için harcayamam" deyip dünyayı dolaşmaya başlamış.

Matt, gittiği her ülkede kendine özgü figürlerle yaptığı dansı montajlayıp internette yayınlayınca bir anda ünlü oluverdi.


İlk videosu 2005 tarihli. Onda biz yokuz. 2006'da yayınlananda ise Türkiye eksik değil. Keza 2008'de de varız.

Matt ilk Türkiye seyahatinde özgün dansı için Efes'teki Celsus Kütüphanesi'nin kalıntılarını seçmiş. İkincisinde ise Ortaköy Camisi'nin önünde. Arkasında da (zannederim) efeler var. İki zeybek arasında Matt Harding'e eşlik etmişler.

Bunlara aslında Her Yerde Türk Var değil de, Her Yerde Türkiye Var izleri diyebiliriz. İşte videoların bizi ilgilendiren kısımları.



İlk videoyu şurada izleyebilirsiniz. Türkiyeli videoların tamamı ise şurada ve şurada.

Zürih - Paris trenindeki Çarşı

20 Aralık 2010
Erdal Kaplanseren'in çektiği bir fotoğraf. Diyor ki Erdal:
Bu fotoğrafı Zürih-Paris treninde çektim. Çarşı yazısını Eyfel'de ve Prag'da da bir duvarın üzerinde görmüştüm.

(Şurada da bir Çarşı fotoğrafı var.)

Çarşı'nın Michael Jackson Sevgisi

9 Ekim 2010
Beşiktaş'ın ünlü taraftar grubu Çarşı ile ilgili küçük bir Türk izi.  

Fotoğraf Hürriyet'ten. Yazıda, "Londra'daki Ulusal Galeri Müzesi'nin duvarı" deniyor. Herhalde National Gallery olsa gerek.  

Polisin hemen arkasında Çarşı'yla ilgili bir yazı var: ÇARŞI LOVES MJ. (Çarşı Michael Jackson'u seviyor.)


Burada dünya duvarlarından Türk izleri yazısı var. Bu da aslında ona ilave oldu. (Fotoğrafı Arman Acar gönderdi. Sağolsun, varolsun!)

O. J. Simpson Davasında Cesedi Bir Türk Buldu

19 Temmuz 2010
O. J. Simpson'ın başrolde olduğu cinayet davası, doksanlı yıllarda Amerika'nın en çok konuşulan olaylarından biriydi.

12 Haziran 1994 gecesi, Los Angeles'taki evinde Nicole Simpson ve garson Ron Goldman'ın cesetleri bulunmuştu.

Nicole; Amerikan futbol yıldızı O. J. Simpson'ın 2 yıl önce boşandığı eski karısıydı. Garson ise muhtemelen aşığı.

Simpson aleyhine pek çok delil olmasına rağmen hem olayın siyah-beyaz çatışmasına döndürülmesinden, hem de bir dizi adli tıp skandalından ötürü suçlu olduğu kanıtlanamadı ve beraat etti.

Bu davanın bizi ilgilendiren kısmı ise Nicole Simpson'ın kanlar içindeki cesedinin bulunma anı. Çünkü cesedi bulan bir Türk'tü; Şükrü Boztepe!

Komşunun köpeği götürdü

Şükrü Bey gece tam evinden çıkmak üzereydi ki kapısı çaldı. Gelen üst kat komşusuydu. Yanında köpeği Akita vardı. "Köpeğin ayaklarında kan izi var. Sanki bir yere götürmeye çalışıyor. Ben eve dönmek zorundayım. Sen ilgilenir misin?"

Şükrü Boztepe Akita ile dışarı çıktı. Ve köpek doğruca Nicole Simpson'un bir arka sokaktaki evine yöneldi.

Boztepe köpeğin peşinden bahçeye girdiğinde, O. J. Simpson'un eski karısı Nicole'un kanlar içindeki cesedini gören ilk kişi oldu.

Maalesef Şükrü Boztepe ile pek bilgiye ulaşamadım. Tek bildiğim, 1994'te 28 yaşındaymış.

Karısının adı Bettina Rasmussen ve Danimarkalı olsa gerek.  Bazı kaynaklarda cesedi karısı ile birlikte bulduğu söyleniyor ancak doğru olmayabilir.

Behçet Hastalığına Adını Veren Türk Dermatolog

17 Temmuz 2010
Hulusi Behçet, 1889-1948 yılları arasında yaşamış bir dermatolog ve bilimadamımız. O zamanlar başka tıp eğitimi veren yer olmadığı için Gülhane Tıp Akademisi'ni bitirmiş. Ardından da dermatoloji ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar üzerine ihtisas yapmış.

Hulusi Behçet çok üretken bir doktormuş. Macaristan ve Almanya'da bulunmuş. 1. Dünya Savaşı'nda Türk hastanelerinde görev yapmış. Yurtdışındaki bilimsel yayınlarda birçok özgün makale yayınlanmış. Hatta yeni kurulan İstanbul Üniversitesi'nde profesör olarak Türk üniversitelerinde bu ünvanı alan ilk akademisyen olmuş.

Hulusi Behçet 1924 yılında literatürde olmayan bir cilt hastalığını teşhis etmiş ve bunu 1937'de Journal of Skin and Venereal Diseases dergisinde yayınlamış. Böylece de halen tüm dünyada soyadı ile anılan Behçet hastalığı'nı (Behçet's disease) teşhis eden ilk dermatolog olmuş.

Hastalığın Vikipedi'deki açıklaması şu şekilde:
Genelde deri altı, göz, beyindeki kan damarlarının iltihaplanmasına yol açan, sebebi bilinmeyen, nadir görülen, bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalıktır. En çok 30-40 yaşlarındaki erkeklerde görülür.
UZMANTV'deki Behçet hastalığı videolarını buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. Bu arada, Wikipedia'da Behçet'in nasıl telaffuz edileceğine dair bir paragraf da eksik değil:
Because Hulusi Behçet was Turkish, the correct pronunciation is with a hard "ch", as in "choice", with "e" (both first and second e letters) as in "end" and with the terminal "t" sounded: "Beh-chet". Because it contains a cedilla, "Behçet" is frequently wrongly assumed to be French in origin and pronounced with a sibilant "s" sound (as in "satsuma") or soft "ch" (as in "shoe"), with the "e" incorrectly like "i" (as in see), with the "t" incorrectly silenced: "Beshay".

Umut Sarıkaya Türk İzlerinin Sırrını Çözmüş :)

13 Temmuz 2010

Uykusuz dergisi çizerlerinden Umut Sarıkaya'ya göre, senaristler Türk izlerini bilerek koyuyor. :)


Wired kapağındaki Türkçe cümle: Dünyasal Bağ Kurun

12 Temmuz 2010
Pillinetwork'ün kurucularından (sakin ve güzel insan) Hasan Yalçınkaya'nın paylaştığı ve vakti zamanında Chatkapı'da da yer verdiği bir Türk izi.

Wired dergisi Temmuz 1995'te, ünlü evrimci bilimadamı (Selfish Gene kitabının yazarı) Richard Dawkins'i, Revolutionary Evolutionist başlığıyla kapak yapmış.

Fotoğrafta gördüğünüz üzere, kapaktaki illüstrasyonun sağ tarafında, tek başına duran bir Türkçe cümle var: Dünyasal bağ kurun!




Yazıya şöyle bir göz attım ancak bu cümleyi ne maksatla kullandıklarını anlayamadım doğrusu. O zamanlar Google yoktu ama, bir parça Google Translate kokmuyor da değil.

Bu vesileyle, üstadın TED'deki ateizm üzerine yaptığı konuşmayı izleyebilirsiniz. (Türkçe altyazısı da var.)

Sonradan ilave: Cem Argun sağolsun, kapağın büyük halinin Flickr linkini paylaşmış. 

Getürkt: Sahtekar Türkler

24 Ocak 2010
Satranç otomasyonu The Turk'ten şurada bahsetmiştik. Her Yerde Türk Var okuru Evren Aydın diyor ki:
Eğer araştırırsanız Almanca'da "Kopya edilmiş, sahtesi yapılmış" manasına gelen "Getürkt" (yani Türkleştirilmiş) deyiminin de bu makinadan geldiğini göreceksiniz.
"Getürkt", kelime anlamı olarak "Türk tarzı, Türkler tarafından yapılan" demek. Fakat deyim olarak kullanıldığında "kandırmak, saptırmak, uydurmak" gibi anlamlara geliyor. Bu deyimin çıkışında ise aslında bizimle hiç alakası olmayan, üçkağıtçı bir satranç makinası var.

Engin Ardıç bu deyimi zaman zaman yazılarında kullanıyor. Deniz Gökçe'nin Getürkt başlıklı bir yazısı olduğunu görebilirsiniz. Keza Fatih Akın'ın da Getürkt adında, 1996 tarihli bir kısa filmi var. 

Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum'un bir basın toplantısında Brezilyalı Alex'in transferine dair çıkan haberlere "Hepsi yalan dolan" demek için Getürkt deyimini kullanması da ortalığı karıştırmıştı.

Dünya duvarlarındaki Türk izleri

20 Ekim 2008
itiraf.com'dan Türklerin dünya duvarlarına "çiziktirdiği" yazılara dair bir derleme. Hakikaten de her yerdeyiz!


  • Eyfel Kulesi'nin en üst katında, balkonu çevreleyen korkulukların üzerinde, "Gülü bir gün, Felek'i her gün, gülü solana kadar, Felek'i ölene kadar seveceğim" yazıyormuş.
  • Notre Dame Kilisesi'ndeki kulenin en tepesinde, doğu tarafına bakan duvarda, koca koca harflerle "T.C. EMİNE" yazısı varmış.
  • Avustralya'daki ünlü Bondi plajını çevreleyen duvarın bir yerinde, devasa harflerle, "Nuray ara beni kuşum" yazıyormuş.
  • İsviçre'nin Basel kentindeki en büyük kilisenin duvarında "İbrahim Tatlıses tek tek" yazıyormuş.
  • Suudi Arabistan, Medine garındaki istasyonun duvarında, "Tekrar geleceğiz" yazıyormuş. Altında da, "Osmanlı" imzası varmış.
  • Malum, Londra'nın Greenwich kentinden sıfır meridyeni geçer. Temsili olarak metalden bir çizgi çekilidir. Tam o çizginin yanında, duvarda, "Burayı da gördüm ya, artık ölsem de gam yemem!" yazıyormuş.
  • Meksika’daki Maya tapınaklarında, en büyük piramidin bir odasının duvarına, "Ne mutlu Türküm diyene!" yazısı kazınmış.

Türk Kafası Örgüsü

19 Ekim 2008
Türk Kafası Kaktüsü ve Türk Adaları başlıklı yazıda Turk's head'in, yani Türk kafası'nın İngilizcede birçok anlamda kullanıldığını söylemiştim. Şimdi vereceğim örnek de bunlardan biri.

Osmanlı'nın sarık imajından hareketle olsa gerek, Turk's head adında ünlü bir düğüm türü var. Leonardo Da Vinci'nin 15. yüzyılda yaptığı çizimlerde yer aldığı dahi söyleniyor.

Bu düğümün nasıl atıldığına dair internette sürü sepet kaynak mevcut. Merak edenler için: Bir, iki, üç, hatta işte bu da videolu anlatımı:



Düğümleri arka arka yaptığınız zaman ise Türk kafası düğümü, Türk kafası örgüsü oluyor. Örneğin, aşağıda gördüğünüz de bu örgü ile yapılmış bir bileklik.

Tişört: I'm Hungary for Turkey

4 Ekim 2008
Zazle.com'dan bir tişört dizaynı: I'm Hungary for Turkey (Erhan Erdoğan keşfetmişti bunu.)